Okyanusların derinliklerinde yaşayan ahtapotlar, hayvanlar âleminin en ilginç canlıları arasında yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık 300 ahtapot türü bulunurken bu canlıların anatomisi, insanlardan ve birçok omurgalı hayvandan oldukça farklı.
Ahtapotların belki de en şaşırtıcı özelliği tek değil, üç kalbe sahip olmaları. Bu kalplerden ikisi kanı solungaçlara gönderirken üçüncü kalp oksijenlenmiş kanın vücuda pompalanmasını sağlıyor.
Kanları gerçekten mavi
İnsanlarda kana kırmızı rengini veren demir içeren hemoglobin bulunurken ahtapotlarda oksijen taşınmasında bakır içeren hemosiyanin görev yapıyor.
Hemosiyanin oksijenle birleştiğinde mavi renk aldığı için ahtapotların kanı da kırmızı değil, mavi görünüyor.
Kafasının geçtiği yerden neredeyse bütün vücudu geçebiliyor
Ahtapotların vücudunda kemik bulunmuyor. Vücutlarındaki başlıca sert yapılardan biri gagaları.
Bu sıra dışı anatomileri sayesinde oldukça küçük boşluklara girebiliyorlar. National Geographic'e göre bir ahtapot, açıklık sert gagasından küçük olmadığı sürece vücudunu son derece dar alanlardan geçirebiliyor.
Bu özellik aynı zamanda ahtapotların akvaryumlardan kaçma konusundaki ününün de nedenlerinden biri.
Kolları sadece hareket etmek için değil
Ahtapotların sekiz kolundaki vantuzlar bağımsız biçimde hareket edebiliyor. Kollarındaki yoğun sinir ağı sayesinde çevrelerindeki nesnelere dokunabiliyor, onları kavrayabiliyor ve kimyasal özelliklerini algılayabiliyorlar.
Deniz biyoloğu Alex Schnell'in aktardığına göre ahtapotların sinir hücrelerinin önemli bir bölümü kollarında bulunuyor. Bu alışılmadık sinir sistemi, hayvanın sekiz kolunu son derece karmaşık biçimde kullanabilmesine yardımcı oluyor.
Saniyeler içinde görünümünü değiştirebiliyor
Ahtapotların bir diğer silahı ise kamuflaj.
Derilerindeki özel pigment hücreleri ve kas yapıları sayesinde çevrelerindeki renk ve desenlere uyum sağlayabiliyorlar. Bazı türler yalnızca rengini değil, derisinin dokusunu da değiştirerek kaya, kum veya mercanların arasında neredeyse görünmez hale gelebiliyor.
Taklitçi ahtapot ise işi daha da ileri götürüyor. Vücudunun şeklini ve hareketlerini değiştirerek deniz yılanı, aslan balığı ve denizanası gibi farklı canlıları taklit edebiliyor.
Kopan kolunun yerine yenisi geliyor
Bir avcı tarafından yakalandığında ahtapotun savunma yöntemlerinden biri kolunu kaybederek kaçmak.
Ancak hikâye burada bitmiyor. Ahtapot, kaybettiği kolunu zaman içerisinde yeniden büyütebiliyor. Tehlike anında ayrıca mürekkep püskürtebiliyor ve suyu güçlü şekilde dışarı atarak hızla bulunduğu bölgeden uzaklaşabiliyor.
Bütün bu özellikler, üç kalpli ve mavi kanlı ahtapotları yalnızca denizlerin en sıra dışı canlılarından biri değil, aynı zamanda bilim insanlarının üzerinde çalışmaya devam ettiği en ilginç hayvanlardan biri haline getiriyor.
diyekonustu.com
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yap