diyekonustu.com
$ DOLAR
-
-
€ EURO
-
-
BİTCOİN
-
-
ÇEYREK ALTIN
-
-
BİST 100
-
-
GRAM ALTIN
-
-
TAM ALTIN
-
-
PETROL
-
-
ONS ALTIN
-
-
Tüm Piyasalar →

Türkiye’nin karanlık dosyaları: Faili meçhul siyasi cinayetler, kim öldürüldü, davalar ne durumda?

Abdi İpekçi’den Uğur Mumcu’ya, Musa Anter’den Necip Hablemitoğlu’na... Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran siyasi cinayetlerin bazılarında failler bulundu, bazılarında davalar onlarca yıl sürdü. Ancak tetikçilerin arkasındaki güçler ve azmettiriciler konusundaki tartışmalar hâlâ bitmiş değil. Peki hangi cinayet dosyası ne durumda?

Google Haberler'de diyekonustu.com'u takip edin Takip Et
Türkiye’nin karanlık dosyaları: Faili meçhul siyasi cinayetler, kim öldürüldü, davalar ne durumda?

Paylaşma seçenekleri

Bu haberi sosyal medya hesaplarında veya mesajlaşma uygulamalarında paylaş.

E-posta Facebook X X p Pinterest W WhatsApp T Telegram in LinkedIn @ Threads r Reddit
0
Mail
1 14
**Tolga Birgücü** - Türkiye yakın tarihinde gazetecilerden akademisyenlere, siyasetçilerden yazarlara kadar çok sayıda isim suikastlarla yaşamını yitirdi. Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Musa Anter, Ahmet Taner Kışlalı ve Necip Hablemitoğlu cinayetlerinin bazıları onlarca yıl süren davalara konu olurken, “Kim öldürdü?” sorusunun ötesindeki “Kim azmettirdi, neden öldürüldü ve bütün bağlantılar ortaya çıkarıldı mı?” soruları yıllar sonra dahi tartışılmaya devam ediyor.

Tolga Birgücü - Türkiye yakın tarihinde gazetecilerden akademisyenlere, siyasetçilerden yazarlara kadar çok sayıda isim suikastlarla yaşamını yitirdi. Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Musa Anter, Ahmet Taner Kışlalı ve Necip Hablemitoğlu cinayetlerinin bazıları onlarca yıl süren davalara konu olurken, “Kim öldürdü?” sorusunun ötesindeki “Kim azmettirdi, neden öldürüldü ve bütün bağlantılar ortaya çıkarıldı mı?” soruları yıllar sonra dahi tartışılmaya devam ediyor.

2 14
Türkiye’nin siyasi tarihi, aradan onlarca yıl geçmesine rağmen tüm yönleriyle aydınlatılamayan cinayetlerle dolu.

Özellikle 1970’lerin sonlarından 2000’li yılların başına uzanan dönemde gazeteci, akademisyen, siyasetçi ve aydınlara yönelik gerçekleştirilen suikastlar yalnızca kurbanları değil, Türkiye’nin siyasi hayatını da derinden etkiledi.

Bazı cinayetlerde tetikçiler yakalandı, bazı dosyalarda örgüt bağlantıları ortaya çıkarıldı ve mahkûmiyet kararları verildi. Buna rağmen birçok olayda cinayetin arkasındaki bütün yapı ve azmettiricilerin ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı tartışması hiç sona ermedi.

Türkiye’nin siyasi tarihi, aradan onlarca yıl geçmesine rağmen tüm yönleriyle aydınlatılamayan cinayetlerle dolu.

Özellikle 1970’lerin sonlarından 2000’li yılların başına uzanan dönemde gazeteci, akademisyen, siyasetçi ve aydınlara yönelik gerçekleştirilen suikastlar yalnızca kurbanları değil, Türkiye’nin siyasi hayatını da derinden etkiledi.

Bazı cinayetlerde tetikçiler yakalandı, bazı dosyalarda örgüt bağlantıları ortaya çıkarıldı ve mahkûmiyet kararları verildi. Buna rağmen birçok olayda cinayetin arkasındaki bütün yapı ve azmettiricilerin ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı tartışması hiç sona ermedi.

3 14

ABDİ İPEKÇİ: TÜRK BASININI SARSAN SUİKAST

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Abdi İpekçi, 1 Şubat 1979’da İstanbul’daki evinin yakınlarında otomobilinin içinde silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü.

Cinayetin faili olarak yakalanan Mehmet Ali Ağca yargılandı ve idam cezasına mahkûm edildi. Ağca, 1979 yılında tutulduğu Maltepe Askeri Cezaevi’nden firar etti. Daha sonra 1981’de Vatikan’da Papa II. Jean Paul’e yönelik suikast girişimiyle bütün dünyanın tanıdığı bir isim haline geldi.

TBMM kayıtlarında da Ağca'nın Abdi İpekçi'yi taammüden öldürmekten mahkûm edildiği ve kararının Askeri Yargıtay tarafından onandığı yer alıyor.

Dolayısıyla İpekçi cinayeti klasik anlamıyla “faili bilinmeyen” bir cinayet değil. Ancak Ağca’nın arkasında kimlerin bulunduğu ve cinayetin bütün bağlantıları Türkiye’nin yakın tarihindeki en uzun soluklu tartışmalardan biri oldu.

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Abdi İpekçi, 1 Şubat 1979’da İstanbul’daki evinin yakınlarında otomobilinin içinde silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü.

Cinayetin faili olarak yakalanan Mehmet Ali Ağca yargılandı ve idam cezasına mahkûm edildi. Ağca, 1979 yılında tutulduğu Maltepe Askeri Cezaevi’nden firar etti. Daha sonra 1981’de Vatikan’da Papa II. Jean Paul’e yönelik suikast girişimiyle bütün dünyanın tanıdığı bir isim haline geldi.

TBMM kayıtlarında da Ağca'nın Abdi İpekçi'yi taammüden öldürmekten mahkûm edildiği ve kararının Askeri Yargıtay tarafından onandığı yer alıyor.

Dolayısıyla İpekçi cinayeti klasik anlamıyla “faili bilinmeyen” bir cinayet değil. Ancak Ağca’nın arkasında kimlerin bulunduğu ve cinayetin bütün bağlantıları Türkiye’nin yakın tarihindeki en uzun soluklu tartışmalardan biri oldu.

4 14

MUAMMER AKSOY EVİNİN ÖNÜNDE ÖLDÜRÜLDÜ

Anayasa hukukçusu, akademisyen ve Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990’da Ankara’daki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

Aksoy cinayeti, daha sonraki yıllarda Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı suikastlarının da dahil edildiği Umut Davası kapsamında ele alındı.

Yargıtay'ın 2014'te onadığı kararda, yasa dışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu örgütünün 1988-1999 yılları arasında Aksoy'un öldürülmesinin de aralarında bulunduğu 18 ayrı saldırıyı gerçekleştirdiği kabul edildi. Davada örgüt yöneticiliği ve üyeliği suçlarından mahkûmiyet kararları verildi.

Anayasa hukukçusu, akademisyen ve Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990’da Ankara’daki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

Aksoy cinayeti, daha sonraki yıllarda Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı suikastlarının da dahil edildiği Umut Davası kapsamında ele alındı.

Yargıtay'ın 2014'te onadığı kararda, yasa dışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu örgütünün 1988-1999 yılları arasında Aksoy'un öldürülmesinin de aralarında bulunduğu 18 ayrı saldırıyı gerçekleştirdiği kabul edildi. Davada örgüt yöneticiliği ve üyeliği suçlarından mahkûmiyet kararları verildi.

5 14

BAHRİYE ÜÇOK’A BOMBA PAKETİ

Akademisyen, eski senatör ve siyasetçi Doç. Dr. Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990’da Ankara’daki evine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu hayatını kaybetti.

Üçok cinayeti de yıllar sonra Umut Davası’nın kapsamına girdi.

Muammer Aksoy cinayetinde olduğu gibi, yargı sürecinde bazı örgüt mensupları hakkında cezalar verildi. Mahkeme kararlarında Üçok'un öldürülmesi de Tevhid-Selam Kudüs Ordusu ile ilişkilendirilen saldırılar arasında yer aldı.

Ancak cinayetin bütün bağlantılarının ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı tartışmaları yıllarca devam etti.

Akademisyen, eski senatör ve siyasetçi Doç. Dr. Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990’da Ankara’daki evine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu hayatını kaybetti.

Üçok cinayeti de yıllar sonra Umut Davası’nın kapsamına girdi.

Muammer Aksoy cinayetinde olduğu gibi, yargı sürecinde bazı örgüt mensupları hakkında cezalar verildi. Mahkeme kararlarında Üçok'un öldürülmesi de Tevhid-Selam Kudüs Ordusu ile ilişkilendirilen saldırılar arasında yer aldı.

Ancak cinayetin bütün bağlantılarının ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı tartışmaları yıllarca devam etti.

6 14

MUSA ANTER: 30 YIL SONRA GELEN ZAMANAŞIMI

Gazeteci ve yazar Musa Anter, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. Yanında bulunan Orhan Miroğlu ise saldırıdan yaralı kurtuldu.

Anter cinayeti yıllarca karanlıkta kaldı. Ailenin başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’nin yaşam hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Cinayetle ilgili dosya, eski JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın açıklamalarının ardından 2009 yılında yeniden açıldı.

Ancak yıllar süren yargılamanın ardından Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Eylül 2022’de davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verdi.

Dosyada 2026 yılında yeni bir gelişme yaşandı. Anter’in kızı Rahşan Yorozlu, davanın yeniden ele alınması amacıyla Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na başvurdu.

Böylece Anter cinayeti, 34 yıl sonra bile Türkiye’nin kapanmayan dosyalarından biri olmayı sürdürüyor.

Gazeteci ve yazar Musa Anter, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. Yanında bulunan Orhan Miroğlu ise saldırıdan yaralı kurtuldu.

Anter cinayeti yıllarca karanlıkta kaldı. Ailenin başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’nin yaşam hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Cinayetle ilgili dosya, eski JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın açıklamalarının ardından 2009 yılında yeniden açıldı.

Ancak yıllar süren yargılamanın ardından Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Eylül 2022’de davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verdi.

Dosyada 2026 yılında yeni bir gelişme yaşandı. Anter’in kızı Rahşan Yorozlu, davanın yeniden ele alınması amacıyla Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na başvurdu.

Böylece Anter cinayeti, 34 yıl sonra bile Türkiye’nin kapanmayan dosyalarından biri olmayı sürdürüyor.

7 14

UĞUR MUMCU: BOMBA ARACINA YERLEŞTİRİLDİ

Türkiye’nin en çok tartışılan siyasi cinayetlerinden biri 24 Ocak 1993’te yaşandı.

Araştırmacı gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, Ankara’daki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu hayatını kaybetti.

Mumcu cinayeti de daha sonra Aksoy, Üçok ve Kışlalı cinayetleriyle birlikte Umut Davası kapsamında ele alındı. Davada örgüt üyeliği ve yöneticiliğinden mahkûmiyetler çıktı ancak suikastın bütün bağlantıları çözülemedi.

Cinayetin en kritik isimlerinden olduğu belirtilen ve bombayı Mumcu'nun aracına yerleştirdiği öne sürülen Oğuz Demir ise halen firari sanık olarak aranıyor. Demir hakkındaki yargılama Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

Türkiye’nin en çok tartışılan siyasi cinayetlerinden biri 24 Ocak 1993’te yaşandı.

Araştırmacı gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, Ankara’daki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu hayatını kaybetti.

Mumcu cinayeti de daha sonra Aksoy, Üçok ve Kışlalı cinayetleriyle birlikte Umut Davası kapsamında ele alındı. Davada örgüt üyeliği ve yöneticiliğinden mahkûmiyetler çıktı ancak suikastın bütün bağlantıları çözülemedi.

Cinayetin en kritik isimlerinden olduğu belirtilen ve bombayı Mumcu'nun aracına yerleştirdiği öne sürülen Oğuz Demir ise halen firari sanık olarak aranıyor. Demir hakkındaki yargılama Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

8 14

33 YIL SONRA DOSYA YENİDEN HAREKETLENDİ

Uğur Mumcu dosyasında 2026 yılında dikkat çekici yeni bir süreç başladı.

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, dosyayı yeniden incelemeye aldı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ağustos 2026’da Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu, oğlu Özgür Mumcu ve ailenin avukatlarıyla görüştü. Görüşmede suikast dosyasının son durumu ve yürütülen yeni çalışmalar ele alındı.

Mumcu ailesinin talebi ise yalnızca tetikçilerin değil, azmettiricilerin ve suikastın arkasındaki bütün bağlantıların ortaya çıkarılması.

Bu nedenle Uğur Mumcu cinayeti, üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen hukuken ve siyasi açıdan kapanmış bir dosya değil.

Uğur Mumcu dosyasında 2026 yılında dikkat çekici yeni bir süreç başladı.

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, dosyayı yeniden incelemeye aldı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ağustos 2026’da Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu, oğlu Özgür Mumcu ve ailenin avukatlarıyla görüştü. Görüşmede suikast dosyasının son durumu ve yürütülen yeni çalışmalar ele alındı.

Mumcu ailesinin talebi ise yalnızca tetikçilerin değil, azmettiricilerin ve suikastın arkasındaki bütün bağlantıların ortaya çıkarılması.

Bu nedenle Uğur Mumcu cinayeti, üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen hukuken ve siyasi açıdan kapanmış bir dosya değil.

9 14

AHMET TANER KIŞLALI: EVİNİN ÖNÜNDE BOMBALI SUİKAST

Akademisyen, eski Kültür Bakanı ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999’da Ankara’daki evinin önünde uğradığı bombalı saldırıda yaşamını yitirdi.

Kışlalı’nın otomobilinin üzerine bırakılan bombalı paketi fark ederek eline aldığı sırada patlama meydana geldi.

Kışlalı suikastı da Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok cinayetleriyle birlikte Umut Davası kapsamında yargılamaya konu oldu.

Davada çeşitli mahkûmiyet kararları verilirken, Anayasa Mahkemesinin bazı sanıkların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar vermesinin ardından yeniden yargılama süreçleri yaşandı.

Umut Davası kapsamında firari sanık Oğuz Demir hakkındaki dosya ise ayrıldı ve yargılama devam ediyor.

Akademisyen, eski Kültür Bakanı ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999’da Ankara’daki evinin önünde uğradığı bombalı saldırıda yaşamını yitirdi.

Kışlalı’nın otomobilinin üzerine bırakılan bombalı paketi fark ederek eline aldığı sırada patlama meydana geldi.

Kışlalı suikastı da Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok cinayetleriyle birlikte Umut Davası kapsamında yargılamaya konu oldu.

Davada çeşitli mahkûmiyet kararları verilirken, Anayasa Mahkemesinin bazı sanıkların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar vermesinin ardından yeniden yargılama süreçleri yaşandı.

Umut Davası kapsamında firari sanık Oğuz Demir hakkındaki dosya ise ayrıldı ve yargılama devam ediyor.

10 14

NECİP HABLEMİTOĞLU: CİNAYETTEN 20 YIL SONRA DAVA AÇILDI

Türkiye’nin en uzun süre çözülemeyen siyasi cinayetlerinden biri de akademisyen Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesi oldu.

Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002’de Ankara’daki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

Cinayet yaklaşık 20 yıl boyunca faili meçhul dosyalar arasında kaldı. Yıllar sonra yürütülen soruşturma sonucunda aralarında eski askerlerin de bulunduğu sanıklar hakkında dava açıldı.

Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 10 sanığın yargılanması sürerken, mahkeme Haziran 2025’te dosyayı esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderdi.

Hablemitoğlu dosyası böylece cinayetten yirmi yılı aşkın süre sonra dahi Türkiye’nin devam eden önemli siyasi cinayet davalarından biri olmayı sürdürüyor.

Türkiye’nin en uzun süre çözülemeyen siyasi cinayetlerinden biri de akademisyen Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesi oldu.

Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002’de Ankara’daki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

Cinayet yaklaşık 20 yıl boyunca faili meçhul dosyalar arasında kaldı. Yıllar sonra yürütülen soruşturma sonucunda aralarında eski askerlerin de bulunduğu sanıklar hakkında dava açıldı.

Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 10 sanığın yargılanması sürerken, mahkeme Haziran 2025’te dosyayı esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderdi.

Hablemitoğlu dosyası böylece cinayetten yirmi yılı aşkın süre sonra dahi Türkiye’nin devam eden önemli siyasi cinayet davalarından biri olmayı sürdürüyor.

11 14

DÖRT AYDININ CİNAYETİ AYNI DAVADA BULUŞTU

Türkiye yakın tarihindeki bu cinayetlerin önemli bir bölümünün yolu yıllar sonra aynı dava dosyasında kesişti.

Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri, başka saldırılarla birlikte kamuoyunda Umut Davası olarak bilinen yargılama kapsamında ele alındı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014 yılında sekiz sanık hakkında verilen örgüt yöneticiliği ve üyeliği cezalarını onadı. Daha sonra Anayasa Mahkemesi kararları nedeniyle bazı sanıklar açısından yeniden yargılama kararı verildi.

Dolayısıyla bu dört cinayet için “hiçbir fail bulunamadı” demek doğru değil. Yargı kararları ve mahkûmiyetler bulunuyor.

Buna karşılık özellikle Uğur Mumcu cinayetinde suikastın bütün bağlantılarının ve azmettiricilerinin ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı sorusu bugün dahi cevap bekliyor.

Türkiye yakın tarihindeki bu cinayetlerin önemli bir bölümünün yolu yıllar sonra aynı dava dosyasında kesişti.

Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri, başka saldırılarla birlikte kamuoyunda Umut Davası olarak bilinen yargılama kapsamında ele alındı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014 yılında sekiz sanık hakkında verilen örgüt yöneticiliği ve üyeliği cezalarını onadı. Daha sonra Anayasa Mahkemesi kararları nedeniyle bazı sanıklar açısından yeniden yargılama kararı verildi.

Dolayısıyla bu dört cinayet için “hiçbir fail bulunamadı” demek doğru değil. Yargı kararları ve mahkûmiyetler bulunuyor.

Buna karşılık özellikle Uğur Mumcu cinayetinde suikastın bütün bağlantılarının ve azmettiricilerinin ortaya çıkarılıp çıkarılmadığı sorusu bugün dahi cevap bekliyor.

12 14

TÜRKİYE’DE FAİLİ MEÇHUL DOSYALAR YENİDEN AÇILIYOR

Aradan geçen onlarca yılın ardından faili meçhul cinayetler 2026 yılında yeniden Türkiye’nin gündemine girdi.

Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kuruldu. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Temmuz 2026’da yaptığı açıklamaya göre zamanaşımına uğramamış yaklaşık 680 dosya incelemeye alındı ve yeni bir çalışma başlatıldı.

Uğur Mumcu dosyasının yeniden ele alınması ve Musa Anter ailesinin yeni başvurusu da yıllardır kapanmış görünen siyasi cinayet dosyalarının yeniden gündeme gelebileceğini gösteriyor.

Aradan geçen onlarca yılın ardından faili meçhul cinayetler 2026 yılında yeniden Türkiye’nin gündemine girdi.

Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kuruldu. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Temmuz 2026’da yaptığı açıklamaya göre zamanaşımına uğramamış yaklaşık 680 dosya incelemeye alındı ve yeni bir çalışma başlatıldı.

Uğur Mumcu dosyasının yeniden ele alınması ve Musa Anter ailesinin yeni başvurusu da yıllardır kapanmış görünen siyasi cinayet dosyalarının yeniden gündeme gelebileceğini gösteriyor.

13 14

TETİKÇİYİ BULMAK DOSYAYI KAPATMAYA YETİYOR MU?

Türkiye’nin siyasi cinayetler tarihinde aynı soru tekrar tekrar karşımıza çıkıyor:

Cinayeti gerçekleştiren kişi kimdi, emri kim verdi, neden o isim hedef seçildi ve saldırının arkasındaki bütün bağlantılar ortaya çıkarıldı mı?

Abdi İpekçi cinayetinde tetikçi biliniyor. Umut Davası’nda örgüt yöneticiliği ve üyeliğinden mahkûmiyetler bulunuyor. Hablemitoğlu cinayeti yıllar sonra mahkeme önüne taşındı. Musa Anter davası ise zamanaşımı nedeniyle düştü.

Uğur Mumcu suikastında ise 33 yıl sonra devlet yeniden dosyanın üzerine gidiyor.

Türkiye’nin siyasi cinayetler tarihinde aynı soru tekrar tekrar karşımıza çıkıyor:

Cinayeti gerçekleştiren kişi kimdi, emri kim verdi, neden o isim hedef seçildi ve saldırının arkasındaki bütün bağlantılar ortaya çıkarıldı mı?

Abdi İpekçi cinayetinde tetikçi biliniyor. Umut Davası’nda örgüt yöneticiliği ve üyeliğinden mahkûmiyetler bulunuyor. Hablemitoğlu cinayeti yıllar sonra mahkeme önüne taşındı. Musa Anter davası ise zamanaşımı nedeniyle düştü.

Uğur Mumcu suikastında ise 33 yıl sonra devlet yeniden dosyanın üzerine gidiyor.

14 14
Bu nedenle Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasi cinayetlerin bir bölümünde artık “Kim öldürdü?” sorusundan çok “Cinayetin arkasındaki bütün yapı ortaya çıkarıldı mı?” sorusu önem taşıyor.

Aradan geçen onlarca yıla rağmen bazı dosyaların hâlâ mahkeme salonlarında, bazılarının yeniden araştırma masalarında olması ise Türkiye’nin yakın tarihindeki bu karanlık dönemin henüz tamamen kapanmadığını gösteriyor.

Bu nedenle Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasi cinayetlerin bir bölümünde artık “Kim öldürdü?” sorusundan çok “Cinayetin arkasındaki bütün yapı ortaya çıkarıldı mı?” sorusu önem taşıyor.

Aradan geçen onlarca yıla rağmen bazı dosyaların hâlâ mahkeme salonlarında, bazılarının yeniden araştırma masalarında olması ise Türkiye’nin yakın tarihindeki bu karanlık dönemin henüz tamamen kapanmadığını gösteriyor.

1 Şubat 1979

diyekonustu.com | Arşiv

Son Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yap

Sonraki haber hazırlanıyor