ABD’de 1971 yılında bir yolcu uçağını kaçıran D.B. Cooper, 200 bin dolar fidye ve dört paraşüt aldıktan sonra Boeing 727’den atlayarak kayıplara karıştı. FBI’ın 45 yıl boyunca sürdürdüğü soruşturmada yüzlerce şüpheli mercek altına alınmasına rağmen Cooper’ın gerçek kimliği belirlenemedi. Fidyenin yalnızca 5 bin 800 doları yıllar sonra nehir kıyısında bulunurken, Cooper’ın cesedine, paraşütüne ve paranın geri kalanına ulaşılamadı.

ABD tarihinin en çok tartışılan faili meçhul olaylarından biri olan D.B. Cooper vakasının üzerinden 55 yıl geçti. Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) yüzlerce şüpheliyi araştırdığı, binlerce sayfalık belge topladığı ve yıllar sonra DNA incelemelerine başvurduğu soruşturma, hava korsanının kimliği belirlenemeden 2016 yılında aktif dosyalar arasından çıkarıldı.
Olay, 24 Kasım 1971’de Portland Uluslararası Havalimanı’nda başladı. Northwest Orient Airlines’ın Portland’dan Seattle’a giden 305 sefer sayılı uçağı için nakit parayla tek yön bilet alan şüpheli, kayıtlara adını “Dan Cooper” olarak yazdırdı. Koyu renk takım elbise, beyaz gömlek ve siyah kravat giyen Cooper, 36 yolcunun bulunduğu Boeing 727’ye diğer yolcularla birlikte bindi.

Uçağın havalanmasının ardından kabin görevlisine bir not veren Cooper, evrak çantasında bomba bulunduğunu bildirdi. Yanına oturan görevliye çantanın içindeki kırmızı çubuklar ve kablolardan oluşan düzeneği gösteren şüpheli, 200 bin dolar nakit para ile dört paraşüt hazırlanmasını istedi. FBI kayıtlarına geçen düzeneğin gerçek bir bomba olup olmadığı ise hiçbir zaman belirlenemedi.
Fidye paralarının seri numaraları kaydedildi
Yetkililer, yolcuların güvenliği nedeniyle Cooper’ın taleplerini yerine getirdi. İstenen 200 bin dolar, 20 dolarlık banknotlar halinde hazırlandı ve banknotların seri numaraları tek tek kayıt altına alındı. Dört paraşütle birlikte para Seattle-Tacoma Havalimanı’nda uçağa teslim edildi.

Cooper bunun üzerine uçaktaki 36 yolcunun serbest bırakılmasına izin verdi. Ancak kendisi uçaktan inmedi ve mürettebattan bazı isimleri yanında tuttu. Pilotlara yeniden havalanmaları talimatını veren Cooper, uçağın Meksika yönüne çevrilmesini istedi.
Soruşturma dosyasına giren uçuş talimatları, Cooper’ın havacılık bilgisi olup olmadığı tartışmalarının da başlangıç noktalarından biri oldu. Boeing 727’nin yaklaşık 10 bin feet irtifada ve düşük hızda uçmasını isteyen Cooper’ın asıl planı ise uçağın arka bölümündeydi.
Boeing 727’nin arka merdivenini kullandı
Boeing 727, gövdenin arkasından aşağı doğru açılabilen yolcu merdivenine sahipti. Cooper, uçak Seattle’dan yeniden havalandıktan sonra kabin görevlilerini kokpite gönderdi ve arka bölümde yalnız kaldı.

Uçuş sırasında mürettebat arka merdivenin açıldığına ilişkin uyarı aldı. Kısa süre sonra uçağın dengesinde meydana gelen değişiklik de kayıtlara geçti. Boeing 727 Reno’ya indiğinde yapılan kontrolde Cooper’ın uçakta olmadığı görüldü.
FBI, Cooper’ın Seattle ile Reno arasındaki uçuş sırasında fidye parasını yanına alarak arka merdivenden paraşütle atladığı sonucuna vardı. O andan itibaren Cooper’ın yaşadığına ya da öldüğüne ilişkin doğrulanmış herhangi bir kayıt bulunamadı.
FBI’ın önünde iki ihtimal vardı
Olayın ardından başlatılan ve “NORJAK” kod adı verilen soruşturmanın en önemli başlıklarından biri Cooper’ın paraşüt tecrübesiydi. Uçak modelinin özelliklerini bilmesi ve kaçış için arka merdiveni kullanması, ilk aşamada deneyimli bir paraşütçü olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Ancak FBI’ın sonraki değerlendirmeleri bu ihtimali zayıflattı. Cooper, gece saatlerinde kötü hava koşulları altında, uygun kıyafet ve ayakkabı olmadan ormanlık bir bölgeye atlamıştı. Ayrıca kendisine teslim edilen paraşütlerden birinin eğitim amaçlı olduğunu fark etmemesi de tecrübeli bir paraşütçü olduğu iddialarını tartışmalı hale getirdi.
Soruşturma bu noktadan sonra iki ihtimal üzerinde yoğunlaştı. Cooper ya atlayış sırasında veya sonrasında hayatını kaybetmişti ya da inişi başarıyla tamamlayarak fidye parasıyla bölgeden uzaklaşmıştı.
FBI’ın yıllar süren çalışmalarına rağmen her iki ihtimali de kesinleştirecek bir bulgu elde edilemedi.
Uçakta bıraktığı kravat önemli delile dönüştü
FBI, Reno’ya inen Boeing 727’de kapsamlı inceleme yaptı. Cooper’ın oturduğu bölümden elde edilen en önemli delillerden biri uçakta bıraktığı siyah kravattı.

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte kravat üzerinde DNA çalışması yapıldı. Elde edilen örnek bazı şüphelilerin değerlendirilmesinde kullanıldı ancak Cooper’ın gerçek kimliğini belirleyecek kesin bir eşleşme sağlanamadı.
Soruşturmanın dikkat çeken ayrıntılarından biri de “D.B. Cooper” isminin şüphelinin kullandığı isim olmamasıydı. Hava korsanı biletini “Dan Cooper” adıyla almış, “D.B. Cooper” ismi ise olayın ardından basında yaşanan bir isim karışıklığı sonucu yaygınlaşmıştı.
800’den fazla kişi şüpheli olarak incelendi
FBI, Cooper’ın bulunması için ülke çapında kapsamlı bir soruşturma yürüttü. Tanıkların ifadeleri doğrultusunda robot resimler hazırlandı, olası atlayış bölgelerinde aramalar gerçekleştirildi ve gelen ihbarlar tek tek değerlendirildi.

FBI kayıtlarına göre soruşturmanın ilk beş yılında 800’den fazla şüpheli incelendi. Şüphelilerin büyük bölümü fiziksel özellikler, geçmiş kayıtları veya olay günü bulundukları yerlerin tespit edilmesiyle elendi.
Dosyada adı en fazla gündeme gelen kişilerden biri Richard Floyd McCoy Jr. oldu. McCoy’un Cooper olayından birkaç ay sonra başka bir yolcu uçağını kaçırıp fidye aldıktan sonra paraşütle atlaması dikkatleri üzerine çekti. İki olay arasındaki benzerliğe rağmen FBI, tanık ifadeleri ve elde edilen diğer bulgular doğrultusunda McCoy’un Cooper olmadığı sonucuna vardı.
Aradan geçen yıllarda başka isimler de gündeme geldi ancak hiçbir şüpheli hakkında Cooper’ın gerçek kimliğini ortaya koyacak kesin delil bulunamadı.
Dosyayı yeniden açtıran para nehir kıyısından çıktı
Soruşturmanın en önemli gelişmelerinden biri olaydan dokuz yıl sonra yaşandı. 1980 yılında sekiz yaşındaki Brian Ingram, ailesiyle birlikte Columbia Nehri kıyısındaki Tina Bar bölgesinde bulunduğu sırada kumların arasında 20 dolarlık banknot desteleri buldu.

Toplam 5 bin 800 dolar olan paraların seri numaraları incelendiğinde, Cooper’a 1971 yılında teslim edilen fidyenin bir bölümüne ait olduğu tespit edildi.
Paraların bulunması Cooper dosyasındaki en önemli fiziksel bulgulardan biri olurken, soruşturmanın seyrini değiştirecek sonucu sağlamadı. Banknotların Cooper’ın tahmin edilen atlayış bölgesinden nehir kıyısına nasıl ulaştığı belirlenemedi.
Araştırmalarda paranın su yoluyla taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, Cooper’ın atlayış sırasında fidyenin bir bölümünü kaybetmiş olabileceği de değerlendirildi. Ancak banknotların bulunduğu noktayla atlayış bölgesi arasındaki bağlantı kesin olarak kurulamadı.
200 bin doların büyük bölümü kayıp
Tina Bar’da bulunan banknotlar, Cooper’a verilen fidyenin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyordu. 200 bin doların 194 bin 200 dolarlık kısmına ise hiçbir zaman ulaşılamadı.

Fidye paralarının seri numaralarının FBI tarafından kayıt altına alınmış olması soruşturmacılara önemli bir takip imkânı sağladı. Buna rağmen paranın geri kalanının Cooper tarafından harcandığını veya bankacılık sistemine sokulduğunu kanıtlayan bir iz ortaya çıkmadı.
Cooper’ın kullandığı ana paraşüt de bulunamadı. Arama çalışmalarında hava korsanına ait olduğu doğrulanan bir cesede ya da kişisel eşyaya ulaşılmaması, atlayıştan sağ çıkmış olabileceği yönündeki iddiaların yıllarca gündemde kalmasına neden oldu.
Dosyadaki tablo FBI açısından da çözülemedi: Cooper atlayış sırasında öldüyse cesedi, paraşütü ve fidyenin büyük bölümü ortada yoktu. Hayatta kaldıysa seri numaraları bilinen paranın büyük bölümünü nasıl sakladığı ve kimliğini onlarca yıl nasıl gizlediği açıklanamıyordu.
45 yıllık soruşturma sonuçsuz kaldı
FBI, NORJAK soruşturmasını yıllar boyunca açık tuttu. Yeni ihbarlar araştırıldı, geçmişte incelenen şüpheliler yeniden değerlendirildi ve gelişen kriminal inceleme yöntemleri dosyadaki delillere uygulandı.
Ancak Cooper’ın gerçek kimliğini ortaya koyacak yeni bir bulguya ulaşılamadı.

FBI, 12 Temmuz 2016’da yaklaşık 45 yıldır devam eden aktif soruşturmaya ayrılan kaynakların başka önceliklere yönlendirileceğini açıkladı. Kurum, kararın ardından Cooper’ın paraşütü veya fidye parasıyla doğrudan bağlantılı yeni fiziksel delillerin ortaya çıkması halinde bunların incelenebileceğini de bildirdi.
Böylece ABD tarihinin en kapsamlı hava korsanlığı soruşturmalarından biri, şüphelinin kimliği belirlenemeden aktif dosyalardan çıkarıldı.
55 yıl sonra aynı sorular
D.B. Cooper dosyasının üzerinden 55 yıl geçmesine rağmen soruşturmanın temel soruları değişmedi. FBI yüzlerce şüpheliyi incelemesine, tanık ifadelerini karşılaştırmasına, DNA çalışmalarından yararlanmasına ve fidye paralarının izini sürmesine rağmen uçağa “Dan Cooper” adıyla binen kişinin gerçek kimliğini tespit edemedi.
Cooper’ın atlayıştan sağ çıkıp çıkmadığı da belirlenemedi. Cesedi bulunmadığı gibi kullandığı paraşüt de ortaya çıkarılamadı. Fidyenin yalnızca 5 bin 800 dolarlık bölümünün bulunması ise 200 bin doların geri kalanının akıbetini dosyanın en büyük soru işaretlerinden biri haline getirdi.
FBI’ın 45 yıl boyunca çözemediği D.B. Cooper dosyasında bugün hâlâ üç sorunun kesin cevabı yok: Uçağı kaçıran adam gerçekte kimdi, paraşütle atladıktan sonra hayatta kaldı mı ve 200 bin dolarlık fidyenin geri kalanına ne oldu?
diyekonustu.com | Tüm Dosya Haberleri için TIKLAYIN
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yap