Diye Konuştu AMP
Güncel

Mezarı 10 yıl sonra neden açıldı? Süleymancıların eski lideri Denizolgun’un ölümünde yeni perde

Süleymancılar olarak bilinen yapılanmanın eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmada kritik bir gelişme yaşandı. Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezar yaklaşık 10 yıl sonra açılırken, Denizolgun’un naaşı yeniden incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Peki Denizolgun’un ölümü neden yeniden soruşturuluyor? İşte yıllardır tartışılan dosyanın geçmişten bugüne tüm ayrıntıları...

19 Ağustos 2026, 18:39 · Diye Konuştu

Süleymancılar yapılanmasının eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında gerçekleşen ölümü, aradan geçen yaklaşık 10 yılın ardından yeniden soruşturmanın merkezine girdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine verilen “fethi kabir” kararı kapsamında Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri açıldı. Yaklaşık üç saat süren işlemin ardından naaştan alınan örnekler ve kemikler, ölüm nedeninin yeniden araştırılması amacıyla Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Başsavcılığın soruşturma dosyasındaki gerekçesi ise dikkat çekici: Denizolgun’un ölümünün ve ölümünden sonra yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddialar bulunuyor. Bu nedenle gerçek ölüm sebebinin yeniden tespit edilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındı.

2016’da ne olmuştu?

Arif Ahmet Denizolgun, 8 Eylül 2016’da İstanbul Beykoz’daki evinde rahatsızlandı.

Dönemin haberlerine göre Denizolgun, gece saatlerinde geçirdiği beyin kanaması nedeniyle hastaneye götürülmek istendi ancak yolda hayatını kaybetti. Anadolu Ajansı da Denizolgun’un Beykoz’daki evinde geçirdiği beyin kanaması sonrasında hastaneye götürülürken yaşamını yitirdiğini bildirmişti.

Dönemin haberlerinde ölüm, doğal nedenlerle gerçekleşen bir sağlık sorunu olarak aktarılmıştı.

Ancak yıllar içerisinde Denizolgun’un bazı yakınları, ölümün doğal olmadığı ve cinayet olabileceği iddiasını gündeme getirdi.

Bu iddialar daha sonra yargıya taşındı.

Denizolgun kimdi?

Arif Ahmet Denizolgun, yalnızca Süleymancılar yapılanmasının lideri olarak değil, Türk siyasetindeki geçmişiyle de dikkat çeken bir isimdi.

Süleymancılar yapılanmasının kurucu ismi Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu olan Denizolgun, mimarlık eğitimi aldı. 1995 genel seçimlerinde Antalya’dan milletvekili seçildi.

Denizolgun, 4 Ağustos 1998 ile 11 Ocak 1999 arasında Ulaştırma Bakanlığı görevinde bulundu.

2000 yılında Süleymancılar yapılanmasının önceki liderlerinden Kemal Kaçar’ın ölümünün ardından cemaatin başına geçen Denizolgun, 2016’daki ölümüne kadar yapılanmanın en önemli isimlerinden biri oldu.

Cenazesinde binlerce kişi vardı

Denizolgun’un ölümü 2016 yılında Süleymancılar açısından önemli bir dönüm noktasıydı.

Cenazesi İstanbul’daki Selimiye Camii’nde kılındıktan sonra Karacaahmet Mezarlığı’na götürüldü.

Dönemin haberlerine göre cenazeye çok sayıda kişi katıldı. Karacaahmet’te defin sırasında izdiham yaşandığı ve bazı kişilerin Denizolgun’un tabutuna dokunabilmek için yoğun kalabalık oluşturduğu aktarıldı.

Denizolgun’un toprağa verilmesinin ardından ise Süleymancılar yapılanmasında liderlik değişimi yaşandı.

Yerine yeğeni Alihan Kuriş geçti

Denizolgun’un ölümünün ardından yapılanmanın liderliği Alihan Kuriş’e geçti.

Kuriş, Denizolgun’un kız kardeşinin oğlu, yani yeğeniydi. 2016 yılında cemaatin yeni lideri olarak öne çıktı. Dönemin haberlerinde Kuriş’in yüksek mimar olduğu ve cemaatin kurs ve okullarının mimari çalışmalarında rol aldığı aktarılmıştı.

Böylece Süleymancılar yapılanmasında liderlik yine Tunahan ailesiyle bağlantılı bir isimde kaldı.

Kuriş, yaklaşık 10 yıl boyunca yapılanmanın lideri olarak kamuoyunda bilinen isim oldu.

Ölümle ilgili şüpheler yıllar sonra yeniden gündeme geldi

Denizolgun’un ölümünün doğal olmadığına ilişkin iddialar uzun süre kamuoyunda tartışıldı.

Denizolgun’un kardeşi, eski İstanbul milletvekili Mehmet Beyazıt Denizolgun ile oğlu, eski AK Parti İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, ölümün doğal olmadığını ve Denizolgun’un öldürülmüş olabileceğini ileri sürdü.

Aile tarafından yapılan başvurularda, ölümün planlı bir cinayet olduğu ve olayın üzerinin örtüldüğü iddiaları gündeme getirildi.

İddiaların önemli bir bölümünü ise otopsi raporu oluşturdu.

“Sahte otopsi raporu” iddiası

Denizolgun’un yakınlarının başvurularında, ilk otopsi raporunun ölümün gerçek nedenini ortaya koyduğu ancak daha sonra bu raporun ortadan kaldırıldığı ve farklı bir rapor hazırlandığı öne sürüldü.

Bu iddialar üzerine daha önce ölüm dosyasında takipsizlik kararı veren Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Ekim 2024 tarihinde yapılan şikâyet sonrasında yeniden soruşturma başlattı.

Soruşturmanın bir ayağında Adli Tıp Kurumu görevlilerinin görevlerini kötüye kullanıp kullanmadığı ve gerçekten sahte bir otopsi raporu düzenlenip düzenlenmediği araştırıldı.

2025’te “takipsizlik” kararı çıktı

Ancak bu soruşturmanın sonucu Denizolgun ailesinin iddialarını doğrulamadı.

Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında yürütülen soruşturma kapsamında savcılık, kurumdan otopsiye ilişkin kamera görüntülerini ve belgeleri istedi.

İncelenen belgelerin önceki dosyadaki evraklarla aynı olduğu belirtildi.

Savcılık, iddiaların somut delillerle desteklenmediği gerekçesiyle Eylül 2025’te takipsizlik kararı verdi.

Kararda, “sahte otopsi raporu” iddiasının kim tarafından ve nasıl gerçekleştirildiğinin somut biçimde ortaya konulamadığı, iddiaları destekleyen görüntü, belge veya başka bir maddi delil bulunmadığı değerlendirildi.

Dosya Bakırköy’e neden gönderildi?

Soruşturmanın bir başka ayağında görev yeri tartışması yaşandı.

Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu’nun Bahçelievler’de bulunması nedeniyle ilgili soruşturmanın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetki alanına girdiği değerlendirmesinde bulundu.

Bunun üzerine dosyanın bir bölümü Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Bugün verilen fethi kabir kararı da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2026/8086 sayılı soruşturma dosyası kapsamında alındı.

10 yıl sonra mezar neden açıldı?

Soruşturmanın geldiği noktada savcılık, Denizolgun’un gerçek ölüm nedeninin yeniden belirlenebilmesi için naaşın incelenmesine karar verdi.

Bunun için Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezar açıldı.

“Feth-i kabir” olarak adlandırılan işlem yaklaşık üç saat sürdü. Denizolgun’un naaşı mezardan çıkarılarak yeniden adli inceleme yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.

Adli Tıp incelemesinin ardından, aradan yaklaşık 10 yıl geçmiş olmasına rağmen naaşta ölüm nedenine ilişkin değerlendirilebilecek herhangi bir bulgu bulunup bulunmadığı araştırılacak.

Bu incelemenin sonucunun, soruşturmanın bundan sonraki yönünü belirlemesi bekleniyor.

Süleymancılar operasyonuyla aynı döneme denk geldi

Denizolgun’un mezarının açılmasını daha da dikkat çekici hale getiren bir başka gelişme ise Süleymancılar yapılanmasına yönelik son operasyon.

Kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen yapıya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.

Soruşturma kapsamında Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında suç örgütü kurma ve yönetme, örgüte üye olma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, dolandırıcılık ve vergi kaçakçılığı gibi suçlamalar yöneltildi.

Ancak bu suçlamaların da soruşturma kapsamında yöneltilen iddialar olduğu ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet anlamına gelmediği özellikle belirtilmeli.

Denizolgun’un ölümüyle ilgili yeni soruşturmanın da bu süreçte yeniden gündeme gelmesi, iki dosya arasında bağlantı olup olmadığı konusunda kamuoyunda soru işaretleri oluşturdu.

Aile Kuriş’in adını da gündeme getirmişti

Denizolgun’un ölümüne ilişkin yakınlarının daha önce yaptığı başvurularda, ölümün ardından cemaatin başına geçen Alihan Kuriş’in de adının geçtiği aktarıldı.

Ancak bu durum tek başına Kuriş’in Denizolgun’un ölümüyle ilgili suç işlediğini gösteren kesinleşmiş bir delil anlamına gelmiyor.

Nitekim bugün itibarıyla Denizolgun’un nasıl öldüğüne ilişkin kesinleşmiş bir cinayet hükmü bulunmuyor. Mezarın açılması da savcılığın ölüm nedenini yeniden araştırdığı anlamına geliyor.

Soruşturmanın düğüm noktası Adli Tıp raporu olacak

Yaklaşık 10 yıl sonra gerçekleştirilen feth-i kabir işlemiyle birlikte soruşturmanın en kritik aşamasına girildi.

Adli Tıp Kurumu’nun hazırlayacağı yeni inceleme;

Şimdilik soruşturmanın sonucuna ilişkin kesin bir hüküm bulunmuyor.

Ancak 2016’da “beyin kanaması” olarak duyurulan ölümün, yıllar sonra aile tarafından yapılan suç duyuruları ve otopsi tartışmaları nedeniyle yeniden adli incelemeye alınması, Süleymancılar yapılanmasının geçmişine ilişkin en dikkat çekici dosyalardan birini yeniden gündeme taşıdı.

Şimdi gözler Adli Tıp'ta

Karacaahmet’te açılan mezardan çıkarılan naaşın Adli Tıp Kurumu’ndaki incelemesinin ardından hazırlanacak rapor, Denizolgun’un ölümüne ilişkin yaklaşık 10 yıldır devam eden tartışmanın seyrini değiştirebilir.

diyekonustu.com

#cemaat #otopsi #soruşturma #tarikat #Süleymancılar #Alihan Kuriş #Arif Ahmet Denizolgun #Ulaştırma Bakanı #fethi kabir #mezar açma
Paylaş: